Evcil hayvanını kaybedenler bu acıları yaşıyor: Gömecek bir yerleri bile yok!

Sevgisini koşulsuz şartsız paylaşan, yaptığı şirinliklerle bütün dertleri unutturan minik dostunu bir gün sonsuzluğa uğurlamak zorunda kalanların neler yaşayabileceğini hiç düşündün mü? Ya bir de gömecek yer bile bulamayıp onu ya çöplüğe yollamak zorunda kalırsa?

Senim TANAY KARAKUŞ

senim.tanay@milliyet.com.tr

Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü… Türk Dil Kurumu’na göre “hayvan” kelimesi; duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık demekken kimilerine göre ise kabalığın, duygusuzluğun, hakaretin bir tasviri olarak karşımıza çıkıyor. Oysa Arapça bir kelime olan hayvan; “yaşama, canlı olma” ve “her çeşit canlı varlık” manalarını taşıyor. Yani aslında Türkçedeki mecazdan nasibini alan bu kelimenin özü ‘hayat’ın ta kendisi. Peki ya varlıklarıyla göğsümüze dolan nefesi ve de neşeyi karşılıksız büyüten minik dostumuzu bir gün sonsuzluğa uğurlamak zorunda kalıp onu gömecek bir yer bile bulamazsak? Hayvan psikolojisiyle ilgili birçok çalışmaya imza atan Prof.Dr. H. Tamer Dodurka ile minik dostlarını kaybedenlerin yaşadığı ruh halini ve bu durumun yarattığı en zor tarafları konuştuk.

Bir hayvanı sahiplenmek dünyanın en güzel duygusu… Ya onu kaybetmek?

Yıllarca iyi kötü günde birlikte oluyorsun, eksikliğini, hatanı yüzüne vurmuyor, dedikodunu yapmıyor, dostluğunu paylaşıyor yalnızlık duygunu gideriyor, oyunlarıyla dertlerini unutturuyor, moralin bozukken yaptığı birkaç hareket sayesinde neşeleniyorsun, pek çok dostun vefasızlık göstermişken ondan asla vefasızlık görmüyor, yalanına şahit olmuyorsun ve aldatılmıyorsun. Kızdığın zamanlar sana küsmüyor, ufacık bir ödüle büyük tezahürat yapıyor, üzüntünü neşeni fark edip ona göre davranıyor. Sen onu seviyorsun ama o seni senden Ankara bayan escort çok seviyor; hem karşılıksız hem de canını göz kırpmadan verecek kadar… Kısacası hiçbir insandan göremeyeceğin sevgi ve dostluğu bize yaşatıyor. Belki de yaşlısın ve etrafında kalan tek dostun o… Maalesef gün geliyor, o ağır derece hastalanıyor ve yaşamını uzatabilmek umuduyla veteriner hekime götürüyorsun. Hekimin ağzından ne çıkacak diye bakıyorsun ve sonuçta o acı haber veriliyor ve yıkılıyorsun.

“YENİSİNİ ALIRSIN DİYENİN DUYGUSAL ZEKÂSI SIFIRDIR

Veteriner hekim böyle bir durumda nasıl davranmalı? “Altı üstü bir köpek, bir kedi işte” diyenler var….

Veteriner hekimlerin sık yaşadıkları ve belki de mesleklerinin en zor taraflarından biri de bu. Hayvanın kaybı anında sahibine bilgi verme ve onu teselli etme görevi, bu zor zamanında kişiyle temasa giren tek sağlık uzmanı olan veteriner hekime düşer. Çünkü hekim, o an da hayvan sahibini en iyi anlayacak ve sözleriyle onu teskin edecek tek kişidir. Söyleyeceği her kelime ve sözlerin söyleniş tarzı bu insanların ruhsal durumu açısından son derece önemli. “Alt tarafı bir köpek, bir kedi… Yenisini alırsın olur biter” diyebilen kişi asla bir hekim olamayacağı gibi duygusal zekâsı da tamamen sıfırdır.

İlgili Haber Neden hayvan satın almamalıyız?

Hayatını paylaştığı minik dostunu kaybeden biri neler hisseder? Böyle birine nasıl yaklaşmak gerekir?

Klinikte hayvanını kaybeden pek çok kişi, duygularının yoğunluğundan dolayı utanır ve gözyaşlarını saklamak ister. Duygularını dışarı vuramadığı için psikolojik durumu iyice kötüleşir. Bu nedenle hekim hayvan sahiplerine, üzüntülerini rahatlıkla ifade etmeleri için telkin verir ve onu sakinleştirecek Escort bayan Ankara bir ortam oluşturur. Hatta bazı duyarlı hekimler bir personelini hayvan sahibinin evine kadar refakat ettirir. Bu olayın ardından bazı hayvan sahipleri bir psikologdan destek almak zorunda kalırlar. Çoğu hayvan sahibi yeni bir hayvan edinme önerisine aynı acıyı tekrar yaşamamak için karşı bile çıkar.

“TÜRKİYE’DE HAYVAN MEZARLIĞI BULMAK BÜYÜK BİR SORUN”

Sanırım en zorlu süreçlerden biri de gömecek bir yer bulamamak oluyor… Hayvanını kaybeden biri için bu ne denli önemli?

Hayvanı kaybeden biri bir yandan onu kaybetmenin acısını yaşarken bir yandan da onu nereye gömeceğini düşünür. Kentin beton yığınları arasında bu vefalı dostunu nereye gömecektir ya da gömdürecektir? Etrafta bir hayvan mezarlığı var mıdır? Maalesef bu durum ülkemizde büyük bir sorun. Şüphesiz ölen bir dostun ardından gözyaşı dökülmesi insanca ve çok normal bir durumdur. Birlikte geçirilen günler, acı tatlı deneyimler hepsi artık mazi olmuştur. Bir daha göremeyecek olmanın, özlemin kederidir bu… Evet, mezarın ölüye hiçbir yararı yok ama onun bu dünyada belli bir yerinin olması biraz olsun ölümün, kaybetmenin acısını azaltır geriye kalanlarda… Sonuçta konuşamasak da, göremesek de dostumuz un orada yattığını biliriz.

İlgili Haber Çocuklara hayvan sevgisi aşılamanın 5 yolu

“ATALARIMIZ ATLAR İÇİN MEZAR KAZDI”

Oysa kültürümüzde hayvana verilen değeri anlatan, gösteren pek çok örnek var…

Belki de dünyanın ilk hayvan mezarı milattan önce atalarımız tarafından atlar için yapılmıştı. Büyük Türk düşünürü Mevlânâ vefat edince kedisi de yemeden içmeden kesilmiş ve bir müddet sonra intihar edercesine ölmüştü. Bunun üzerine Mevlânâ’nın kız kardeşi, Bayan escort Ankara kediyi türbenin kenarına gömmüş ve hatta geleneklerimize uygun şekilde helva dağıtmıştı. Yine kedisinin mezarının, kendi mezarının yanına yapılmasını isteyen evliyalar görmüştür bu millet…

Amerika’daki bir evcil hayvan mezarlığından…

“GÖMMEK YAŞATMAKTAN DAHA FAZLA GELİR GETİRİYOR”

Hayvanlara mezarlık yeri veren belediyeler veya satıp kiralayan özel şirketler var mı Türkiye’de?

Dünyada ilk modern ve bakımlı hayvan mezarlıkları 1800’lü yılların sonlarında Paris ve New York kentlerinde kuruldu. Biz ne durumdayız acaba? Atalarımızdan yeterince örnek alabildik mi sizce? Maalesef günümüzde bu görev belediyelere düşmesine rağmen çok az belediye hayvanlar için mezar yeri hizmeti veriyor. Boşluğu doldurmak için bazı özel firmalar kedi-köpek mezar yerleri kiralamaya ve satmaya başladılar. Trajikomik yanı, hayvanın gömülmesi yaşatılmasından çok daha fazla gelir getirebiliyor. Çünkü mezar yerleri 1000 euroya kadar müşteri buluyor. Bu hizmeti veren nadir belediyelerden biri buraya “Hayvan Gömü Alanı” adını verdi. “Neden mezarlık değil?” diye sorduğumda “Eğer mezarlık olursa ziyaret edilebilecek bir yer akla geliyor. Bu kadarı da fazla olur” denildi. Böyle bir ziyaretin kime ne zararı var anlayamadım tabii ki… İnsanların evladı gibi sevdiği, ölümü ardından gözyaşı döktüğü bir hayvanın mezarını ziyaret etmesi çok mu fazla olur acaba?

“BUNU BİLE ÇOK GÖRÜYORUZ”

Akıllara, sahibi öldükten sonra bile onu her sabah uğurladığı tren istasyonunda beklemekten vazgeçmeyen Hachiko geliyor. Japonya’da bu vefalı köpeğin heykeli bile dikildi…

Gelişmiş ülkeler vefalı köpeklerin heykellerini yapıyorlar. Biz bırakın heykeli, mezarı bile çok görüyoruz onlara… Binlerce yıl önce atlarına mezar kazan bir milletin mensubu olan bizlerin bu modern çağda bu sorunu yaşaması ne kadar garip. Ya onları gömecek yer bulamayıp çöplüğe yollamak zorunda olmak nasıl bir duygudur?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir